Ankara’dan Kayseri’ye giden otobüsün içinden geçen hayat
Pigo sayfasına hoş geldiniz! “Ankara’dan Kayseri’ye otobüs hangi illerden geçiyor” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın.
Otobüs terminaline her gidişimde aynı şey olur. Sanki zaman biraz yavaşlar, sesler biraz artar, insanlar biraz daha yorgun görünür. Ankara Otogarı’nda o kalabalığın içinde yürürken kendime hep aynı soruyu sorarım: “Bu sefer dönüşüm nasıl olacak?”
Bu kez de öyle oldu. Çantam omzumda, elimde bilet, gözüm ekranda… Kayseri yazısını gördüğüm anda içimde küçük bir rahatlama ama hemen ardından hafif bir sıkışma. Çünkü biliyorum, yol sadece mesafeden ibaret değil. Ankara’dan Kayseri’ye otobüs hangi illerden geçiyor? sorusu bile aslında bu yolculuğun ne kadar uzun ve düşünceli geçtiğini anlatıyor.
Otobüs hareket ediyor ve şehir geride kalıyor
Otobüs perondan ayrıldığında cam kenarına yaslandım. Ankara’nın gri ama tanıdık görüntüsü yavaş yavaş geride kalırken içimde tuhaf bir his vardı. Ne tamamen gitmişim ne de tamamen kalmışım gibi.
İlk durak hissi hep aynıdır: şehirden çıkışın o hafif boşluk anı. Ankara’dan ayrıldıktan sonra yol Kırıkkale yönüne doğru kıvrılmaya başlar. Bu kısımda insan genelde sessizleşir. Herkes kendi içine çekilir. Yan koltuktaki yaşlı amca tesbihini çevirir, arkada bir genç kulaklığını takar, ben ise camdan dışarı bakarım.
Ve o an aklımdan geçer: “Gerçekten eve gidiyorum.” Ama bu cümle bile tam net değildir. Çünkü ev dediğin şey sadece bir şehir değildir, bazen bir his, bazen bir alışkanlık, bazen de bir eksikliktir.
Kırıkkale: Sessiz bir geçiş noktası
Yolun ilk büyük durağı gibi hissettiren yer Kırıkkale olur. Otobüs aslında burada uzun süre durmaz ama ben her geçişimde bu şehri kısa bir nefes gibi hissederim.
Dışarıda sanayi yapıları, uzun düz yollar ve arada yükselen binalar… Kırıkkale’den geçerken zaman biraz daha lineer akar. İnsanlar konuşmaz, şoförün sesi bile azalır. Sanki herkes yolun ciddiyetini kabul etmiştir.
İçimden geçirdiğim şey ise hep aynıdır: “Daha yol var.” Ama bu “var” kelimesi hem umut hem de yorgunluk taşır.
Kırşehir’e doğru: yolun ortasında kalmak
Kırıkkale’yi geçince rota yavaş yavaş Kırşehir yönüne kırılır. Burası bana hep yolculuğun ortasını hatırlatır. Ne başlangıçtayım ne de sona yaklaşmışım. Sanki hayatın bir bekleme alanı gibi.
Otobüs Kırşehir’e yaklaştıkça içimdeki düşünceler de derinleşir. Camdan dışarı baktığımda geniş bozkır, ara ara görünen küçük yerleşimler ve uzakta kaybolan yollar görürüm. Bu manzara insana fazla düşünme fırsatı verir. Belki de bu yüzden uzun yolculukları severim ve aynı zamanda onlardan biraz çekinirim.
Yan koltuktaki biri telefonla konuşur: “Az kaldı, Kırşehir’e girdik.” O cümle bile bana garip bir rahatlık verir. Çünkü her “girdik” kelimesi aslında biraz daha yaklaştığımız anlamına gelir.
Nevşehir: Kapadokya’nın gölgesinde bir mola hissi
Yolun en ilginç kısmı Nevşehir çevresidir. Otobüs çoğu zaman burada kısa bir mola verir ya da şehir çevresinden geçerken manzara değişir. Kapadokya’nın o kendine özgü coğrafyası uzaktan bile hissedilir.
Bu noktada yolculuk biraz rüya gibi olur. İçimde bir yumuşama hissederim. Sanki şehirler değil de zamanın katmanları değişiyordur.
Bir ara otobüs durduğunda dışarı çıktım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Terminaldeki sessizlik garip bir şekilde huzur vericiydi. Telefonuma baktım ama kimseye yazmak istemedim. Çünkü bazı anlar paylaşmak için değil, sadece yaşamak içindir.
Ve o anda içimden şu geçti: “Aslında Ankara’dan Kayseri’ye otobüs hangi illerden geçiyor?” sorusunun cevabı sadece şehir isimleri değil, benim içimdeki değişimlerin de bir sıralamasıydı.
Yolun sonuna yaklaşırken Kayseri hissi
Nevşehir’i geride bırakınca artık Kayseri’ye yaklaşmanın hissi başlar. Bozkır biraz daha tanıdık gelir. Dağların şekli bile değişir sanki. İnsan ister istemez camdan daha sık bakar, çünkü artık her detay önemlidir.
İçimdeki heyecan yavaş yavaş artar. Ama bu heyecan çocukça bir sevinç değil; daha çok “yaklaştım ama neyle karşılaşacağım” tedirginliğidir.
Otobüsün içi biraz daha hareketlenir. Bavullar hazırlanır, insanlar toparlanır. Birisi “Kayseri merkezde ineceğim” der, diğeri “otogar sonrası devam edeceğim” diye cevap verir. Bu cümleler bile yolun sonuna yaklaşıldığını hissettirir.
Kayseri’ye giriş: tanıdık ama uzak
Şehre giriş yaptığımızda içimde karmaşık bir duygu oluşur. Kayseri benim şehrimdir ama bazen yabancı gibi de hissederim. Belki de uzun yolculukların yaptığı şey budur: tanıdık olanı bile yeniden düşünmek.
Otobüs şehir içine girdikçe binalar çoğalır, trafik hafif yoğunlaşır. Her şey “artık buradasın” der gibi olur. Ama ben yine de camdan dışarı bakmaya devam ederim. Çünkü yolculuk bitse bile düşünce devam eder.
İçimden geçen cümle nettir: “Geldim ama tam olarak varmadım.”
Bu yolculuğun bende bıraktığı şey
Ankara’dan Kayseri’ye otobüs hangi illerden geçiyor? sorusu aslında sadece coğrafi bir bilgi değilmiş bunu yol boyunca daha iyi anlıyorum. Kırıkkale’nin sessizliği, Kırşehir’in ortada kalmışlığı, Nevşehir’in rüya gibi havası… Hepsi bir araya gelince tek bir yol değil, parçalanmış bir duygu oluşturuyor.
Bazen düşünüyorum: Yolculuklar bizi gerçekten bir yerden bir yere mi götürüyor, yoksa içimizdeki bazı duyguları mı yer değiştiriyor?
Benim için bu yolculuk biraz da geri dönme hali. Sadece fiziksel değil, zihinsel bir dönüş. Ankara’da bıraktığım düşünceler, Kayseri’ye yaklaşırken yeniden şekilleniyor.
Otobüsten indiğimde her zaman aynı şey olur: kısa bir duraksama. Valizimi alırım, etrafa bakarım ve içimden sessizce “yine geldim” derim. Ama bu cümle her seferinde farklı bir anlam taşır.
Yolun kendisi varıştan daha uzun kalır bazen
En garip olan şey şu: varış anı hızlı geçer ama yolun kendisi insanın içinde daha uzun kalır. Ankara-Kırıkkale-Kırşehir-Nevşehir-Kayseri hattı sadece bir rota değildir artık; bir düşünme alanıdır.
Otobüs camından görünen her şehir, aslında benim içimdeki bir duygunun karşılığı gibi kalır. Kırıkkale sessizlik, Kırşehir bekleyiş, Nevşehir hayal, Kayseri ise dönüş olur.
Ve her yolculukta aynı şeyi fark ederim: Aslında nereye gittiğim değil, yolda kim olduğum daha önemlidir.
“Ankara’dan Kayseri’ye otobüs hangi illerden geçiyor” konusunu beğendiyseniz Pigo sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.
Bunu da Okuyun: Kredi kartı limiti hangi durumlarda düşer ?