HPV Pozitif İken İlişkiye Girilir mi? İzmir’den Mizahi Bir Bakış 25 yaşındayım, İzmir’de yaşıyorum, arkadaş ortamında sürekli espri yaparım ama içten içe kafamda durmadan soru işaretleri döner. Mesela geçen gün, kahve molasında arkadaşım bana “HPV testi yaptırdın mı?” diye sordu. Ben de gülerek, “Tabii, biraz stres, biraz heyecan, sonuç pozitif çıktı!” dedim. İçimden ise “Aaah, şimdi ne olacak?” diye geçiriyordum. İşte bu yazıda tam olarak bunu anlatacağım: HPV pozitif iken ilişkiye girilir mi? Hem ciddi hem mizahi açıdan, hem de İzmir sokaklarından örneklerle. HPV Nedir, Neden Hepimiz Konuşuyoruz? HPV, yani Human Papillomavirus, cinsel yolla bulaşabilen bir virüs. Ama gelin görün…
Yorum BırakMinik Bilgi Kırıntıları Yazılar
Can I Wear White on TV? Yoksa Beyaz Tehlikeli mi? İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, arkadaş ortamında espri bombardımanı yaparım ama içten içe her şeyi fazla düşünen tipteyim. Evet, tam olarak böyle bir ikilik hâlim var. Bir yanda kahkahalar, diğer yanda “Ya ama bu espri gerçekten gülünür mü?” diye içsel tartışmalar. İşte bu yazıyı okurken de fark edeceğiniz gibi, Can I wear white on TV? sorusu benim kafamda tam olarak böyle bir ikilemin simgesi. Mesela geçen gün arkadaşlarla kahvede oturuyoruz. Arkadaşım sordu: — Beyaz gömlekle televizyonda iyi durur musun sence? İç sesim bir anda bağırdı: “Dur, dur, dur! Beyaz mı? Kameralar…
Yorum BırakRisk Derecesi: Felsefi Bir Keşif Bir gün yürürken, kaldırımı bölen küçük bir çatlağın üzerinde durduğunuzu hayal edin. Adımınızı nereye atacağınıza karar verirken, riskin derecesini nasıl ölçersiniz? Bu basit sorunun altında, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi dalların derin tartışmaları yatar. Risk yalnızca olasılık ve matematikle ilgili değildir; insanın dünyayı algılama biçimi, bilgiyi değerlendirme kapasitesi ve değer yargılarıyla şekillenir. Risk derecesi, bu anlamda bir sayıdan çok, bir düşünce deneyidir; hem içsel hem de toplumsal bir sorgulamadır. Etik Perspektiften Risk Derecesi Etik, risk derecesinin belirlenmesinde merkezi bir rol oynar çünkü risk, her zaman bir değer sorunu içerir: Bir eylemde bulunmak, başkalarına veya…
Yorum BırakÜşüyen Bir Köpeğin Vücut Dili: Bilimsel Perspektif Üşüyen bir köpek nasıl yatar sorusunu ele alırken, içimdeki mühendis derhal biyolojik ve fiziksel prensipleri hatırlatıyor. Vücudun ısıyı koruma mekanizmalarını incelemek gerekiyor: tüylerin yoğunluğu, kasların kasılması, vücut pozisyonu ve enerjiyi koruma stratejileri. Köpekler, vücut ısılarını mümkün olduğunca sabit tutmak için çeşitli pozisyonlar benimser. Mesela, soğuk bir ortamda köpekler genellikle kendilerini top şeklinde kıvrılarak yatarlar. Bu hareketle başlarını kuyruklarına doğru çekerek vücut sıcaklıklarını korur ve ekstremitelerini birbirine yaklaştırır. İçimdeki mühendis böyle diyor: “Bu bir termodinamik problemi. Köpek kendi doğal izolasyonunu maksimuma çıkarıyor.” Bilimsel literatüre baktığımızda, köpeklerin üşüdüğünde yattıkları pozisyonlar vücut ısısını optimize etme amacı…
Yorum BırakHoroza Yumurta Verilir mi? Üzerine Düşüncelerim İstanbul’da yaşıyorum, 27 yaşındayım. Gündüzleri ofiste bilgisayar ekranlarına bakarak zaman geçiriyorum, akşamları ise kendimi blog yazmaya veriyorum. Bazen işten çıkıp toplu taşımada giderken kafamda dönüp duran bir soru oluyor: “Horoza yumurta verilir mi?” İlk duyulduğunda saçma gibi geliyor, değil mi? Ama bazen böyle garip sorular, günlük hayatın sıradanlığında insanı yakalıyor ve merak uyandırıyor. Geçmişten Bir Hatırlatma Aslında bu soru, çocukluğuma dayanıyor. Dedem Kayseri’de küçük bir köyde yaşardı ve bahçesinde tavuklar, horozlar vardı. Ben yaz tatillerinde oraya giderdim ve tavukları izlemek bana huzur verirdi. Bir gün dedeme sormuştum: “Dede, horoz yumurta verir mi?” O da…
Yorum BırakGeçmişin İzinde: Kalorimetre ve Isı Pay Ölçer Arasındaki Tarihsel Yolculuk Geçmişi anlamak, sadece eski olayları kaydetmek değil; aynı zamanda bugünü yorumlamak ve geleceğe dair sorular sormaktır. Enerji ölçümü, toplumların teknolojik ve ekonomik gelişimini belirleyen kritik bir alan olarak tarih boyunca şekillenmiştir. Kalorimetre ve ısı pay ölçer, bu gelişimin iki farklı ama birbirini tamamlayan araçları olarak öne çıkar. Bu yazıda, bu iki teknolojinin tarihsel evrimini, toplumsal etkilerini ve günümüzle kurduğu bağları inceleyeceğiz. 1. Enerji Ölçümüne İlk Adımlar 1.1 18. Yüzyılın Başları: Bilimsel Merakın Yükselişi 18. yüzyılın sonlarına doğru, sanayi devrimi öncesi Avrupa’da bilim insanları enerji ve ısı kavramlarını daha sistematik şekilde…
Yorum BırakHemşirelik Hangi Sınav? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme İstanbul’un karmaşasında, her gün binlerce insan toplu taşımada, sokakta, işyerlerinde birbirine karışan yaşamlar içinde bir şekilde varlık gösteriyor. Birçok konuda olduğu gibi, hemşirelik mesleği için gereken sınavlar da toplumsal yapıyı, sınıf farklarını, cinsiyet rollerini ve sosyal eşitsizlikleri yansıtan bir pencere açıyor. Hemşirelik hangi sınavdan geçiyor? Sadece bir akademik sorudan çok, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında bir tartışma konusu haline geliyor. Bu yazımda, bu soruyu sokakta gözlemlediğim sahnelerle, günlük hayatımdan örneklerle ve sosyal adaletin lensiyle inceleyeceğim. Hemşirelik ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Hemşirelik, Türkiye’de ve dünyada genellikle kadın…
Yorum BırakHiston Protein Arkelerde Var mı? – Kayseri’de Bir Genç Günlüğünden Bazen, hayat öyle anlar yaratıyor ki, insanın içi hem doluyor hem boşalıyor. Ben Kayseri’de yaşayan, 25 yaşında biriyim; günlük tutmayı seviyorum çünkü düşüncelerimi kelimelere dökmek, bazen nefes almak gibi. Geçen hafta laboratuvarla, genlerle ve DNA’yla ilgili bir tartışmaya denk geldim ve açıkçası o gün hissettiklerimi hâlâ unutamıyorum. O Sabah ve Beklenmedik Bir Merak Sabah erkenden kalktım, pencereyi açtım. Kayseri’nin serin havası yüzüme çarptı, bir yandan içimdeki huzur, bir yandan da garip bir heyecan vardı. O gün kafama takılan soru basitti ama bir o kadar da büyüktü: “Histon protein arkelerde var…
Yorum BırakTopukçu Kavramına Siyaset Bilimi Perspektifiyle Bakmak Güç, iktidar ve toplumsal düzen üzerine kafa yoran bir gözle başladığımızda, siyasetin yüzeyinde görünen her olgunun altında derin bir hiyerarşi ve simbiyotik ilişkiler ağı yattığını fark ederiz. İşte tam bu noktada “topukçu” kavramı, salt bir askeri terim ya da tarihsel bir figürden ibaret değildir; daha geniş anlamda, iktidar ilişkilerinin işleyişini, kurumların meşruiyet kazanma süreçlerini ve yurttaşların siyasete katılım biçimlerini anlamak için bir mercek işlevi görür. Topukçu Kimdir, Neyi Temsil Eder? Topukçu, tarihsel bağlamda genellikle askeri bir unvan veya görev tanımı olarak kullanılsa da, siyaset biliminde bir metafor haline gelebilir. Topukçu, disiplin, otorite ve doğrudan…
Yorum BırakGeçmişin İzinde: Kainat mı Kâinat mı? Geçmişi anlamadan bugünü yorumlamak, gökyüzündeki yıldızları görmek ama gök haritasını okuyamamak gibidir. “Kainat mı kâinat mı?” sorusu, dilin ve kültürün tarihsel süreç içinde nasıl şekillendiğini, toplumsal dönüşümlerle birlikte anlam kazandığını gösteren ilginç bir örnektir. Bu yazıda, kelimenin farklı yazılış biçimlerinin tarihsel evrimini, dilbilimsel kırılmaları ve toplumsal etkilerini kronolojik bir perspektifle inceleyeceğiz. Osmanlı Dönemi ve Arapça Etkisi Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsçanın yoğun etkisi altında şekillendi. Birincil kaynaklar olan Osmanlıca yazmalar ve divan edebiyatı metinlerinde kelime genellikle “kâinat” biçiminde görülür. Bu, Arapça kökenli “kâin” (var olan) sözcüğünden türemiştir. Şair Nâzım Hikmet’in erken dönem şiirlerinden alıntılar,…
Yorum Bırak