Kurum ile Kuruluş Aynı Şey Mi?
Herkesin gözünde farklı bir anlam taşıyan kelimeler vardır. Kayseri’de bir kafe köşesinde, elimde kalemi tutarken, bazen kelimelerin gücüyle kendimi yeniden keşfettiğimi fark ediyorum. O gün de öyle oldu; Kurum ve Kuruluş’un birbirinden farkı ne, diye düşündüm. Belki de bir anlam arayışı, belki de hayatın anlamını sorguladığım bir anda geldi bu soru.
Bir Yudum Kahve, Bir Soru, Bir Gün
Dışarıda hafifçe yağan kar, sanki bir çocuğun ağlamasından sonra sakinleşmiş gibiydi. Kafede ise bir hüzün vardı; ya da belki sadece ben öyle hissediyordum. Telefonumdan bir şeyler okurken gözüm kaydı. Bir arkadaşım, “Bugün kurumda bir işim vardı,” yazmıştı. Kurum… O kadar sık duyduğum bir kelimeydi ki, aslında ne anlama geldiğini derinlemesine hiç sorgulamamıştım. O an, aklıma takıldım. Kurum ile kuruluş aynı şey mi?
Başımı masanın üzerine koyarak düşündüm. Evet, Kurum… Bir işyerinin adıydı bu aslında, değil mi? Herkesin duyduğu, sıkça karşılaştığı, sanki kural koyan bir yapıyı temsil eden bir kelime. Ama kuruluş? Kuruluş da başka bir şeydi, değil mi? Ya da belki de tam olarak aynı şeydi, fakat ben bir fark görüyordum. Derinlemesine düşündükçe fark ettim ki, bu soruyu soran ben aslında daha büyük bir soru arıyordum: Kimim ben? Nereye aitim? Hangi kuruma veya kuruluşa? Belki de bu kelimeler, hayatın farklı yönlerine birer yansıma gibiydi.
Kurum ve Kuruluş: Bir Arayış
Bazen kendimizi bir kalıba koymak, bir tür düzen aramak isteriz. Bu düzenin içinde her şeyin ne olduğunu net bir şekilde bilmek isteriz. Ama hayat, bu kalıplara girmeyi reddeder gibi. İşte kurum ve kuruluş arasındaki fark da bana tam olarak böyle hissettirdi.
Kayseri’de bir akşam vakti, iş yerinde tatlı bir kalabalık arasında bu konuya dalmak istemiştim. Bir arkadaşım birden bana dönüp, “Kurum ne demek sence?” diye sormuştu. O kadar şaşırdım ki, gözlerim büyüdü. “Kurum, bir yapı değil mi?” demiştim. O da gülerek, “Peki ya kuruluş?” diye sormuştu. “Kuruluş da aynısı,” demiştim. Ama aslında içimden, “Yok, bir fark var,” diyordum.
Bunu düşündükçe, sanki bir aydınlanma yaşadım. Kurum, düzeni, hiyerarşiyi, kuralı simgeliyordu. Kuruluş ise o düzenin temellerinin atıldığı, doğduğu yerdi. Her kuruluş bir kurum olabilir, ama her kurum bir kuruluş değildi. Biri daha geçmiş, daha köklü bir anlam taşıyor gibi hissediyordum.
Bir Gün, Bir An, Bir Umut
O günün ilerleyen saatlerinde kafede bir başka olay daha oldu. İnsanlar gelip geçiyor, sohbetler duyuluyordu. Bir köşe masada, bir adam ve kız oturuyordu. Bir araya gelmiş, hayat hakkında konuşuyorlardı. Bir süre onları dinledim. Kız, adamın anlattığı işyerindeki projeyi anlamaya çalışıyordu. O kadar içten, o kadar samimi bir şekilde dinliyordu ki, içimden bir kıskanma duygusu geçti.
Neden mi? Çünkü o kadar özlemiştim ki, insanların bir araya gelip, bir şeyler inşa etmelerini. İşte o an fark ettim. Hayatta kurduğumuz her şey bir “kuruluş” oluyordu, bir bağ. İster bir iş yerinde olsun, ister bir arkadaş ortamında. Her kurulan şey, bir nevi kuruluştu. Ama bunun devamlılığı, işte o kurumları yaratıyordu. Bu, bir umut gibiydi. Çünkü bizler, insan olarak, her zaman bir şeyler inşa edebilirdik. Belki bu fark, her şeyin ne kadar farklı ama bir o kadar da bağlantılı olduğunu gösteriyordu.
Duygusal Bir Kapanış: Belki Aynıdır, Belki Farklıdır
Bazen soruların yanıtları, hayatın anlamını çözmek gibi olur. Ne kadar yanıt ararsak arayalım, bazen her şeyin cevabı basittir. Kurum ve kuruluş aynı şey değil belki, ama her ikisi de bir şeyin doğuşunu simgeliyor. Kim bilir, belki de her insan, bir kurumu ya da bir kuruluşu oluşturabilir. Bunu bilmek, her gün için umut verici bir şey.
O akşam, kafeden ayrılırken kar biraz daha sertleşmişti. Belki de o küçük fark, hayatın bizlere sunduğu büyük bir değişimin işaretiydi. Kafamdaki bu düşüncelerle, evime doğru yürüdüm. Belki de kurum ve kuruluş arasındaki farkı öğrenmek, sadece kelimeleri anlamaktan çok daha fazlasıydı.