Matbu İstifa Dilekçesi Geçerli Mi? Bir Yol Ayrımında Duygularımın Peşinden Gitmek
Hayatımda bir dönüm noktasındaydım. Kayseri’nin sakin sokaklarından birinde, sabahları her zaman dondurucu soğuklar arasında işe gittiğim o küçük ofisin köşesinde, bir hafta sonu sabahı içimi kaplayan bir huzursuzluk vardı. O günün öğleninde, masamda duran matbu istifa dilekçesini ellerimle açtım, biraz mavi mürekkep, biraz da geçmişin geride kalma hissiyatıyla… O an, ne hissettiğimi tam olarak tarif edemiyorum. Ama bildiğim tek şey, hayatımda bir şeylerin değişmeye başlamış olduğuydu.
Matbu İstifa Dilekçesinin Zihnimdeki Yeri
İstifa dilekçesini ilk defa o sabah gördüm. Her şeyin başlangıcı da biraz garipti aslında; günlerden pazartesi ve güne oldukça karamsar başlamıştım. Çalıştığım o ofiste her şey rutin, her şey alışıldık. Mesai saatleri, kahve molaları, çalışanların o alışık tavırları… Her şey bir kısır döngü gibi dönüp duruyordu. Ama bir şekilde içimde hep bir eksiklik hissi vardı. O eksiklik neydi? Ne arıyordum? Ne bekliyordum?
İstifa dilekçesini açtığımda, satırlarda yazılı olan “matbu” kelimesi gözlerimi yordu. Bu, bana pek de anlamlı gelmeyen bir kavramdı. Her şey çok kurallıydı, çok sistematikti. Matbu bir dilekçeyle mi her şey sona erecekti? “Matbu istifa dilekçesi geçerli mi?” diye düşündüm bir an. Evet, belki evet, ama içimdeki duyguları, heyecanları, umutları bir kağıda dökmek o kadar kolay mıydı? Hem de bir matbu dilekçeyle? İçimden bir ses, bunu kesinlikle kabul edemezdim diyordu. Ancak işin içinde de bir gerçek vardı: Hem de o kadar barizdi ki… Ne yapacağımı bilmiyordum.
Duygularımın Çalkantısı
Bir zamanlar hayal ettiğim şeylerin beni bir noktada tıkadığına, boğduğuna inandım. İnsan bazen hayatta nereye gittiğini kaybedebiliyor, ya da yanlış yolda olduğunu fark ediyor. İşte ben de o noktadaydım. Hep sakin, hep sabırlı, hep mantıklı olan ben, bir anda her şeyi sorgulamaya başlamıştım. O kadar yıl çalıştım, ama ne kadarını başardım? Ne kadarını hissedebildim? O ofisin soğuk duvarları, üzerine yazılı olan rutinler, hep aynı telefon görüşmeleri, hep aynı “iş” telaşları… Bütün bunlar içinde kaybolmuş gibiydim. Duygusal olarak tükenmiştim. Beni yıllarca tutan neydi? Para mı? Statü mü? Güven mi? Yoksa sadece alışkanlık mı?
Bunu kendime sorduğumda, cevaplar net değildi. Ama bir şey kesindi: Değişime ihtiyacım vardı. Bir gün ofiste yalnızken, bilgisayarımın ekranına bakarak bu duygu dalgasına kapıldım. O an, matbu istifa dilekçesi bir seçenek gibi görünmeye başlamıştı. Ama bu dilekçe, sadece bir kağıt parçası değildi. O kağıt, içimde biriken birikmiş tüm hayal kırıklıklarını, umutları, korkuları ve cesaretleri temsil ediyordu.
Bir Yol Ayrımında: Duygular ve Gerçekler
Saatler geçtikçe ofis boşalmaya başlamıştı. Masamda tek başıma kaldım ve istemsizce elimdeki matbu istifa dilekçesini tekrar açıp gözden geçirdim. Yavaşça, her bir satırını okurken, “Peki ya sonra?” diye düşündüm. Gerçekten istifa ettiğimde ne olacaktı? Yeni bir başlangıç mı? Yoksa sadece daha büyük bir belirsizlik ve kaybolmuş bir yön duygusu mu? Tüm bunlar kafamda uçuşuyordu.
Ve işte o an, gözlerim her zamanki gibi bu kadar büyük bir kararı veremeyecek kadar korkuyordu. Yine de bir şeyler değişmeliydi. Belki de matbu bir dilekçe, sistemin bir parçasıydı, ama duygusal olarak bir sınırı aşmak gerekiyordu. Bir noktada, gerçek özgürlük, belki de çok planlı, çok sistematik ve çok “kurallı” olan her şeyden bir adım uzaklaşabilmekti.
Sonuç: Matbu Dilekçenin Gerçekliği
O gün istifa etmedim, ama bir gün geldiğinde ve ben o kağıdı gerçekten imzaladığımda, belki de hayatımda çok farklı bir şeyleri cesurca değiştirmiş olacağım. Şu an bilmiyorum, ama matbu istifa dilekçesi sadece bir kağıt parçası olmaktan çok, hayatımda attığım adımların bir sembolü olacak. Bu dilekçenin geçerli olup olmaması, bence aslında pek de önemli değil. Çünkü her şey duygusal olarak değişmeye başladığında, herkesin geçerli gördüğü şeyler farklı anlamlar taşıyor.
Hayat bir noktada, duygusal bir yolculuk, değil mi? O yolculuğun başlangıcında da bitişinde de bazen matbu dilekçeler kadar klişe, bazen de bir gülüş kadar gerçekçi olan şeyler oluyor. Şimdi, belki de o kağıt parçasının anlamını tam olarak anladım: Bazen insanlar, ne kadar kurallara uysa da, en sonunda duygularına yönelecek. Beni tanıyan birileri, istifa dilekçesini imzaladığımda o kadar da şaşırmayacak. Çünkü bazen hayat gerçekten duygusal kararlarla şekillenir.